bilisim_hukuku_ve_bizMicrosoft’un “Her evde bir kişisel bilgisayar!” söylemini bir ideal olarak ortaya koyduğu bir zaman dilimiyle başladığımız bilgisayar çağına, her evde birden fazla kişisel bilgisayarla beraber tabletlerin ve akıllı telefonların da  kendine yer edindiği yeni bir dönemle devam ediyoruz. Bundan sonrası için de daha nice akıllı cihazların (akıllı saatler, akıllı gözlükler…) kullanımının yaygınlaşacağını tahmin etmek pek zor olmasa gerek. Şu anda geliştiriciler ve üreticiler arasındaki kıyasıya rekabeti de düşünürsek, insanoğlunun bilişimle tecrübe ettiği teknolojik evrimin ivmesi artarak devam edecek gibi görünüyor.

Bilgi ve iletişim teknolojilerinde son yıllardaki gelişmeler teknoloji hukuku kavramını ortaya çıkardığında, bu alan çoğunlukla fikri mülkiyet merkezli uyuşmazlıklarda (yazılım sözleşmeleri, teknoloji transfer sözleşmeleri, telif hakları, patent uyuşmazlıkları…) öne çıkmaktaydı. Buna karşın, internetin de sahneye çıkmasının ardından hukukun neredeyse her alanı, Bilişim Hukuku ile tanışma fırsatını buldu.

Günümüzde devletler, bilişimin bulunduğu her alanda hukuki bir düzenlemeye de ihtiyaç duyuyor ve her geçen gün yeni yasal düzenlemeleri bu doğrultuda hayata geçiriyorlar. Teknolojinin merkezî üslerinden biri ve en önemlisi olan Amerika Birleşik Devletleri bu düzenlemeler konusunda çoğunlukla emsaller ortaya koymakta ve Avrupa Birliği genel düzenlemelerle üye ülkelere bu alanda isabetli bir çizgi çizmekte iken Türkiye gibi birçok diğer dünya ülkesinde ise yasal düzenlemelerde Bilişim Hukuku’na sıra daha yeni gelmekte gibi görünüyor. E-Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun Tasarısı, açıklanan son yargı paketinin de içeriğinde bulunan Kişisel Verilerin Korunması Hakkında Kanun Tasarısı, Gezi Parkı protestoları sonrasında gündeme gelen sosyal medyaya yönelik yasal düzenlemeler Türkiye’de Bilişim Hukuku’na yönelik gelişmelerin sadece birkaçı. Türkiye’nin kendi mevzuları bir yana,  global çapta da PRISM skandalı ile tekrar gündeme gelen internetin devletler tarafından gözetimi,  internette ifade özgürlüğü gibi yine çözülmeyi bekleyen birçok problem mevcut.

Her eve bir kişisel bilgisayarın ulaşması bir yana,  geçtiğimiz aylarda Facebook CEO’su Mark Zuckerberg’in duyurduğu her eve internet söylemine sahip internet.org projesi ve Google bünyesinde sürdürülen Project Loon gibi çalışmalar göz önüne alındığında, dünyanın internet erişimi olmayan üçte ikilik kesimi de yakın gelecekte çevrimiçi bir statüye sahip olacak gibi görünüyor. Bunun en doğal sonucu olarak Bilişim Hukuku da teknoloji gelişimi ile paralel bir şekilde her geçen gün daha da ivmelenen bir hızda yeni mevzular, perspektifler, problemler üretecek.

Hukuk eğitiminin ilk gününden itibaren Bilişim Hukuku alanına ilgi duyan bizler de, bu alanda çalışmalar yaparak, öncelikli olarak ulusal bazda, alanın gelişimine katkı sağlamak ve Bilişim Hukuku ile ilgilenen bireylerin internetteki adresleri olmak amacıyla  Bilişim Hukuku ile ilgili haberlerin, makalelerin, yargı kararlarının ve yasal düzenlemelerin düzenli bir şekilde paylaşıldığı bir internet platformu olan Statjus’u kurduk. Henüz yolun başında olduğumuzun, tecrübelerimize her gün yenilerinin ekleneceğinin farkındayız; bununla birlikte “Dünyada görmek istediğin değişimin parçası ol.” sözünü hayatının her safhasında uygulamayı kendilerine şiar edinmiş gençler olarak biz, ulusal bazda Bilişim Hukuku alanında görmek istediğimiz, hayal ettiğimiz değişimin bir parçası olmak için ciddi adımlar atmamız gerektiğinin de farkındayız. Bu doğrultuda Statjus olarak, Bilişim Hukuku alanında akademik anlamda sürekli bir bilimsel üretim sağlayarak ve bu alandaki kaynakları Türkçe’ye kazandırarak katkıda bulunma arzusu ile tüm çalışmalarımızı -yayınlarımızı- bilimsel, özgün ve estetik bir çizgide sunmak için büyük çaba ve özen göstereceğiz.

Türkiye’de Bilişim Hukuku’nun gelişimine sizlerin de desteğiyle katkıda bulunmak ve hedeflerimize birlikte ulaşmak dileğiyle…

İstanbul – 15 Ekim 2013